2. Tarihler 20

1

וַיְהִ֣י אַֽחֲרֵיכֵ֡ן1 בָּ֣אוּ בְנֵי־מוֹאָב֩ וּבְנֵ֨י עַמּ֜וֹן וְעִמָּהֶ֧ם ׀ מֵֽהָעַמּוֹנִ֛ים עַל־יְהוֹשָׁפָ֖ט לַמִּלְחָמָֽה׃

Bundan sonra Moav'ın çocukları, Ammon'un çocukları ve onlarla birlikte Ammonlular'dan bazıları Yehoşafat'a karşı savaşmak için geldiler.

2

וַיָּבֹ֗אוּ וַיַּגִּ֤ידוּ לִֽיהוֹשָׁפָט֙ לֵאמֹ֔ר בָּ֣א עָלֶ֜יךָ הָמ֥וֹן רָ֛ב מֵעֵ֥בֶר לַיָּ֖ם מֵאֲרָ֑ם וְהִנָּם֙ בְּחַֽצְצ֣וֹן תָּמָ֔ר הִ֖יא עֵ֥ין גֶּֽדִי׃

O zaman bazıları gelip Yehoşafat'a, “Suriye'den denizin ötesinden sana karşı büyük bir kalabalık geliyor. İşte, Hatsatson Tamar'dalar.” (o En Gedi'dir) dediler.

3

וַיִּרָ֕א וַיִּתֵּ֧ן יְהוֹשָׁפָ֛ט אֶת־פָּנָ֖יו לִדְר֣וֹשׁ לַיהוָ֑ה וַיִּקְרָא־צ֖וֹם עַל־כָּל־יְהוּדָֽה׃

Yehoşafat korktu ve Yahve'yi aramaya koyuldu. Bütün Yahuda'da oruç ilan etti.

4

וַיִּקָּבְצ֣וּ יְהוּדָ֔ה לְבַקֵּ֖שׁ מֵֽיְהוָ֑ה גַּ֚ם מִכָּל־עָרֵ֣י יְהוּדָ֔ה בָּ֖אוּ לְבַקֵּ֥שׁ אֶת־יְהוָֽה׃

Yahuda, Yahve'den yardım istemek için toplandı. Yahuda'nın bütün kentlerinden Yahve'yi aramak için geldiler.

5

וַיַּעֲמֹ֣ד יְהוֹשָׁפָ֗ט בִּקְהַ֧ל יְהוּדָ֛ה וִירוּשָׁלִַ֖ם בְּבֵ֣ית יְהוָ֑ה לִפְנֵ֖י הֶחָצֵ֥ר הַחֲדָשָֽׁה׃

Yehoşafat, Yahuda ve Yeruşalem topluluğunun içinde, Yahve'nin evinde, yeni avlunun önünde durdu;

6

וַיֹּאמַ֗ר יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י אֲבֹתֵ֨ינוּ֙ הֲלֹ֨א אַתָּֽה־ה֤וּא אֱלֹהִים֙ בַּשָּׁמַ֔יִם וְאַתָּ֣ה מוֹשֵׁ֔ל בְּכֹ֖ל מַמְלְכ֣וֹת הַגּוֹיִ֑ם וּבְיָדְךָ֙ כֹּ֣חַ וּגְבוּרָ֔ה וְאֵ֥ין עִמְּךָ֖ לְהִתְיַצֵּֽב׃

ve dedi, “Atalarımızın Tanrısı Yahve, sen gökteki Tanrı değil misin? Ulusların bütün krallıkları üzerinde hakim olan sen değil misin? Güç ve kudret senin elindedir, öyle ki, kimse sana karşı duramaz.

7

הֲלֹ֣א ׀ אַתָּ֣ה אֱלֹהֵ֗ינוּ הוֹרַ֨שְׁתָּ֙ אֶת־יֹשְׁבֵי֙ הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את מִלִּפְנֵ֖י עַמְּךָ֣ יִשְׂרָאֵ֑ל וַֽתִּתְּנָ֗הּ לְזֶ֛רַע אַבְרָהָ֥ם אֹֽהַבְךָ֖ לְעוֹלָֽם׃

Ey Tanrımız, halkın İsrael'in önünden bu ülkede oturanları kovan ve onu sonsuza dek dostun Avraham'ın soyuna1 veren sen değil misin?

8

וַיֵּשְׁב֖וּ־בָ֑הּ וַיִּבְנ֨וּ לְךָ֧ ׀ בָּ֛הּ מִקְדָּ֖שׁ לְשִׁמְךָ֥ לֵאמֹֽר׃

Orada yaşadılar ve adına orada kutsal yer yaptılar ve şöyle dediler,

9

אִם־תָּב֨וֹא עָלֵ֜ינוּ רָעָ֗ה חֶרֶב֮ שְׁפוֹט֮ וְדֶ֣בֶר וְרָעָב֒ נַֽעַמְדָ֞ה לִפְנֵ֨י1 הַבַּ֤יִת הַזֶּה֙ וּלְפָנֶ֔יךָ כִּ֥י שִׁמְךָ֖ בַּבַּ֣יִת הַזֶּ֑ה וְנִזְעַ֥ק אֵלֶ֛יךָ מִצָּרָתֵ֖נוּ וְתִשְׁמַ֥ע וְתוֹשִֽׁיעַ׃

'Eğer başımıza kötülük gelirse, kılıç, yargı, veba ya da kıtlık gelirse, bu evin önünde ve senin önünde duracağız (çünkü senin adın bu evdedir), sıkıntımızda sana feryat edeceğiz, sen de işiteceksin ve kurtaracaksın.'

10

וְעַתָּ֡ה הִנֵּה֩ בְנֵֽי־עַמּ֨וֹן וּמוֹאָ֜ב וְהַר־שֵׂעִ֗יר אֲ֠שֶׁר לֹֽא־נָתַ֤תָּה לְיִשְׂרָאֵל֙ לָב֣וֹא בָהֶ֔ם בְּבֹאָ֖ם מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם כִּ֛י סָ֥רוּ מֵעֲלֵיהֶ֖ם וְלֹ֥א הִשְׁמִידֽוּם׃

Şimdi, işte, Mısır diyarından çıktıklarında İsrael'in onları ele geçirmesine izin vermediğin, ama yanlarından sapıp yok etmedikleri Ammon'un çocukları, Moav ve Seir dağındakiler,

11

וְהִ֨נֵּה־הֵ֔ם גֹּמְלִ֖ים עָלֵ֑ינוּ לָבוֹא֙ לְגָ֣רְשֵׁ֔נוּ מִיְּרֻשָּׁתְךָ֖ אֲשֶׁ֥ר הֽוֹרַשְׁתָּֽנוּ׃

miras olarak bize verdiğin senin mülkünden bizi kovmaya gelerek, işte, bize nasıl karşılık veriyorlar.

12

אֱלֹהֵ֨ינוּ֙ הֲלֹ֣א תִשְׁפָּט־בָּ֔ם כִּ֣י אֵ֥ין בָּ֨נוּ֙ כֹּ֔חַ לִ֠פְנֵי הֶהָמ֥וֹן הָרָ֛ב הַזֶּ֖ה הַבָּ֣א עָלֵ֑ינוּ וַאֲנַ֗חְנוּ לֹ֤א נֵדַע֙ מַֽה־נַּעֲשֶׂ֔ה כִּ֥י עָלֶ֖יךָ עֵינֵֽינוּ׃

Ey Tanrımız, onları yargılamayacak mısın? Çünkü bize karşı gelen bu büyük topluluğa karşı gücümüz yok. Ne yapacağımızı bilmiyoruz, ama gözlerimiz senin üzerindedir.”

13

וְכָ֨ל־יְהוּדָ֔ה עֹמְדִ֖ים לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה גַּם־טַפָּ֖ם נְשֵׁיהֶ֥ם וּבְנֵיהֶֽם׃ פ

Bütün Yahuda, yavruları, karıları ve çocuklarıyla birlikte Yahve'nin önünde duruyordu.

14

וְיַחֲזִיאֵ֡ל בֶּן־זְכַרְיָ֡הוּ בֶּן־בְּ֠נָיָה בֶּן־יְעִיאֵ֧ל בֶּן־מַתַּנְיָ֛ה הַלֵּוִ֖י מִן־בְּנֵ֣י אָסָ֑ף הָיְתָ֤ה עָלָיו֙ ר֣וּחַ יְהוָ֔ה בְּת֖וֹךְ הַקָּהָֽל׃

O zaman topluluğun ortasında, Yahve'nin Ruhu, Asafoğulları'ndan Mattanya oğlu Yeiel oğlu Benaya oğlu Zekariya oğlu Levili Yahaziel'in üzerine geldi.

15

וַיֹּ֗אמֶר הַקְשִׁ֤יבוּ כָל־יְהוּדָה֙ וְיֹשְׁבֵ֣י יְרוּשָׁלִַ֔ם וְהַמֶּ֖לֶךְ יְהוֹשָׁפָ֑ט כֹּֽה־אָמַ֨ר יְהוָ֜ה לָכֶ֗ם אַ֠תֶּם אַל־תִּֽירְא֤וּ וְאַל־תֵּחַ֨תּוּ֙ מִפְּנֵ֨י הֶהָמ֤וֹן הָרָב֙ הַזֶּ֔ה כִּ֣י לֹ֥א לָכֶ֛ם הַמִּלְחָמָ֖ה כִּ֥י לֵאלֹהִֽים׃

Ve şöyle dedi, “Dinleyin, bütün Yahuda ve Yeruşalem sakinleri ve sen, Kral Yehoşafat. Yahve size şöyle diyor, 'Korkmayın ve bu büyük kalabalıktan dolayı yılmayın; çünkü savaş sizin değil, ama Tanrı'nındır.

16

מָחָר֙ רְד֣וּ עֲלֵיהֶ֔ם הִנָּ֥ם עֹלִ֖ים בְּמַעֲלֵ֣ה הַצִּ֑יץ וּמְצָאתֶ֤ם אֹתָם֙ בְּס֣וֹף הַנַּ֔חַל פְּנֵ֖י מִדְבַּ֥ר יְרוּאֵֽל׃

Yarın onlara karşı inin. İşte, Sits Yokuşu'ndan çıkıyorlar. Onları vadinin sonunda, Yeruel Çölü'nün önünde bulacaksınız.

17

לֹ֥א לָכֶ֖ם לְהִלָּחֵ֣ם בָּזֹ֑את הִתְיַצְּב֣וּ עִמְד֡וּ וּרְא֣וּ אֶת־יְשׁוּעַת֩ יְהוָ֨ה עִמָּכֶ֜ם יְהוּדָ֣ה וִֽירוּשָׁלִַ֗ם אַל־תִּֽירְאוּ֙ וְאַל־תֵּחַ֔תּוּ מָחָר֙ צְא֣וּ לִפְנֵיהֶ֔ם וַיהוָ֖ה עִמָּכֶֽם׃

Bu savaşı savaşmanız gerekmeyecek. Ey Yahuda ve Yeruşalem, yerinizde durup kımıldamayın, sizinle birlikte olan Yahve'nin kurtarışını görün. Korkmayın, yılmayın. Yarın onlara karşı çıkın, çünkü Yahve sizinle birliktedir.'”

18

וַיִּקֹּ֧ד יְהוֹשָׁפָ֛ט אַפַּ֖יִם אָ֑רְצָה וְכָל־יְהוּדָ֞ה וְיֹשְׁבֵ֣י יְרוּשָׁלִַ֗ם נָֽפְלוּ֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה לְהִֽשְׁתַּחֲוֺ֖ת לַיהוָֽה׃

Yehoşafat başını yere eğdi; bütün Yahuda ve Yeruşalem'de oturanlar Yahve'nin önünde yere kapanıp Yahve'ye tapındılar.

19

וַיָּקֻ֧מוּ הַלְוִיִּ֛ם מִן־בְּנֵ֥י הַקְּהָתִ֖ים וּמִן־בְּנֵ֣י הַקָּרְחִ֑ים לְהַלֵּ֗ל לַיהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל בְּק֥וֹל גָּד֖וֹל לְמָֽעְלָה׃

Kohat'ın çocukları ve Korah'ın çocukları Levililer, İsrael'in Tanrısı Yahve'yi çok yüksek sesle övmek için ayağa kalktılar.

20

וַיַּשְׁכִּ֣ימוּ בַבֹּ֔קֶר וַיֵּצְא֖וּ לְמִדְבַּ֣ר תְּק֑וֹעַ וּבְצֵאתָ֞ם עָמַ֣ד יְהוֹשָׁפָ֗ט וַיֹּ֨אמֶר֙ שְׁמָע֗וּנִי יְהוּדָה֙ וְיֹשְׁבֵ֣י יְרוּשָׁלִַ֔ם הַאֲמִ֜ינוּ בַּיהוָ֤ה אֱלֹהֵיכֶם֙ וְתֵ֣אָמֵ֔נוּ הַאֲמִ֥ינוּ בִנְבִיאָ֖יו וְהַצְלִֽיחוּ׃

Sabah erken kalkıp Tekoa Çölü'ne çıktılar. Çıktıkları zaman Yehoşafat durup şöyle dedi: “Ey Yahuda ve Yeruşalem'de oturanlar, beni dinleyin! Tanrınız Yahve'ye güvenin pekiştirileceksiniz! O'nun peygamberlerine güvenin, böylece başarılı olacaksınız.”

21

וַיִּוָּעַץ֙ אֶל־הָעָ֔ם וַיַּעֲמֵ֤ד מְשֹֽׁרֲרִים֙ לַיהוָ֔ה וּֽמְהַֽלְלִ֖ים לְהַדְרַת־קֹ֑דֶשׁ בְּצֵאת֙ לִפְנֵ֣י הֶֽחָל֔וּץ וְאֹֽמְרִים֙ הוֹד֣וּ לַיהוָ֔ה כִּ֥י לְעוֹלָ֖ם חַסְדּֽוֹ׃

Halkla danıştıktan sonra, ordunun önünden çıkmak üzere Yahve'ye ezgi söyleyip kutsal düzende övgü sunacak olanları atadı ve şöyle diyeceklerdi, “Yahve'ye şükredin, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.”

22

וּבְעֵת֩ הֵחֵ֨לּוּ בְרִנָּ֜ה וּתְהִלָּ֗ה נָתַ֣ן יְהוָ֣ה ׀ מְ֠אָֽרְבִים עַל־בְּנֵ֨י עַמּ֜וֹן מוֹאָ֧ב וְהַר־שֵׂעִ֛יר הַבָּאִ֥ים לִֽיהוּדָ֖ה וַיִּנָּגֵֽפוּ׃

Onlar ezgi söylemeye ve övgü sunmaya başlayınca, Yahve, Yahuda'ya karşı gelen Ammon'un çocuklarına, Moav ve Seir Dağı'nda olanlara pusu kurdu; ve vuruldular.

23

וַ֠יַּֽעַמְדוּ בְּנֵ֨י עַמּ֧וֹן וּמוֹאָ֛ב עַל־יֹשְׁבֵ֥י הַר־שֵׂעִ֖יר לְהַחֲרִ֣ים וּלְהַשְׁמִ֑יד וּכְכַלּוֹתָם֙ בְּיוֹשְׁבֵ֣י שֵׂעִ֔יר עָזְר֥וּ אִישׁ־בְּרֵעֵ֖הוּ לְמַשְׁחִֽית׃

Çünkü Ammon'un çocukları ve Moav, Seir Dağı'nda oturanlara karşı durup onları tamamen öldürmek ve yok etmek için kalktılar. Seir halkını bitirdikten sonra, herkes birbirini yok etmek için yardımlaştı.

24

וִֽיהוּדָ֛ה בָּ֥א עַל־הַמִּצְפֶּ֖ה לַמִּדְבָּ֑ר וַיִּפְנוּ֙ אֶל־הֶ֣הָמ֔וֹן וְהִנָּ֧ם פְּגָרִ֛ים נֹפְלִ֥ים אַ֖רְצָה וְאֵ֥ין פְּלֵיטָֽה׃

Yahuda çöle bakan yere gelince, kalabalığı gördü; ve işte, yere düşmüş cesetlerdi ve kaçıp kurtulan yoktu.

25

וַיָּבֹ֨א יְהוֹשָׁפָ֣ט וְעַמּוֹ֮ לָבֹ֣ז אֶת־שְׁלָלָם֒ וַיִּמְצְאוּ֩ בָהֶ֨ם לָרֹ֜ב וּרְכ֤וּשׁ וּפְגָרִים֙ וּכְלֵ֣י חֲמֻד֔וֹת וַיְנַצְּל֥וּ לָהֶ֖ם לְאֵ֣ין מַשָּׂ֑א וַיִּֽהְי֞וּ יָמִ֧ים שְׁלוֹשָׁ֛ה בֹּזְזִ֥ים אֶת־הַשָּׁלָ֖ל כִּ֥י רַב־הֽוּא׃

Yehoşafat ve halkı ganimetlerini almaya geldikleri zaman, onlar arasında bol miktarda zenginlik, değerli mücevherlerle birlikte cesetler buldular; onları kendileri için taşıyamayacakları kadar soydular. Üç gün boyunca ganimet aldılar, çok fazlaydı.

26

וּבַיּ֣וֹם הָרְבִעִ֗י נִקְהֲלוּ֙ לְעֵ֣מֶק בְּרָכָ֔ה כִּי־שָׁ֖ם בֵּרֲכ֣וּ אֶת־יְהוָ֑ה עַל־כֵּ֡ן קָֽרְא֞וּ אֶת־שֵׁ֨ם הַמָּק֥וֹם הַה֛וּא עֵ֥מֶק בְּרָכָ֖ה עַד־הַיּֽוֹם׃

Dördüncü gün Beraka1 Vadisi'nde toplandılar, çünkü orada Yahve'yi övdüler. Bu nedenle o yerin adı bugüne dek “Beraka Vadisi” olarak anıldı.

27

וַ֠יָּשֻׁבוּ כָּל־אִ֨ישׁ יְהוּדָ֤ה וִֽירוּשָׁלִַ֨ם֙ וִֽיהוֹשָׁפָ֣ט בְּרֹאשָׁ֔ם לָשׁ֥וּב אֶל־יְרוּשָׁלִַ֖ם בְּשִׂמְחָ֑ה כִּֽי־שִׂמְּחָ֥ם יְהוָ֖ה מֵֽאוֹיְבֵיהֶֽם׃

O zaman Yahuda ve Yeruşalem'in her adamı, Yehoşafat önlerinde olmak üzere, sevinçle Yeruşalem'e döndüler; çünkü Yahve onlara düşmanları üzerinde sevinç vermişti.

28

וַיָּבֹ֨אוּ֙ יְר֣וּשָׁלִַ֔ם בִּנְבָלִ֥ים וּבְכִנֹּר֖וֹת וּבַחֲצֹצְר֑וֹת אֶל־בֵּ֖ית יְהוָֽה׃

Yaylı çalgılar, çenkler ve borularla Yeruşalem'e, Yahve'nin evine geldiler.

29

וַיְהִי֙ פַּ֣חַד אֱלֹהִ֔ים עַ֖ל כָּל־מַמְלְכ֣וֹת הָאֲרָצ֑וֹת בְּשָׁמְעָ֕ם כִּ֚י נִלְחַ֣ם יְהוָ֔ה עִ֖ם אוֹיְבֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃

Yahve'nin İsrael'in düşmanlarına karşı savaştığını duyduklarında, ülkelerin bütün krallıkları üzerine Tanrı korkusu geldi.

30

וַתִּשְׁקֹ֖ט מַלְכ֣וּת יְהוֹשָׁפָ֑ט וַיָּ֧נַֽח ל֦וֹ אֱלֹהָ֖יו מִסָּבִֽיב׃ פ

Böylece Yehoşafat'ın ülkesi sakindi, çünkü Tanrısı ona her yandan rahat verdi.

31

וַיִּמְלֹ֥ךְ יְהוֹשָׁפָ֖ט עַל־יְהוּדָ֑ה בֶּן־שְׁלֹשִׁים֩ וְחָמֵ֨שׁ שָׁנָ֜ה בְּמָלְכ֗וֹ וְעֶשְׂרִ֨ים וְחָמֵ֤שׁ שָׁנָה֙ מָלַ֣ךְ בִּֽירוּשָׁלִַ֔ם וְשֵׁ֣ם אִמּ֔וֹ עֲזוּבָ֖ה בַּת־שִׁלְחִֽי׃

Böylece Yehoşafat Yahuda üzerinde hüküm sürdü. Hüküm sürmeye başladığında otuz beş yaşındaydı. Yeruşalem'de yirmi beş yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Şilhi'nin kızı Azuva'ydı.

32

וַיֵּ֗לֶךְ בְּדֶ֛רֶךְ אָבִ֥יו אָסָ֖א וְלֹא־סָ֣ר מִמֶּ֑נָּה לַעֲשׂ֥וֹת הַיָּשָׁ֖ר בְּעֵינֵ֥י יְהוָֽה׃

Babası Asa'nın yolunda yürüdü, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaparak ondan sapmadı.

33

אַ֥ךְ הַבָּמ֖וֹת לֹא־סָ֑רוּ וְע֤וֹד הָעָם֙ לֹא־הֵכִ֣ינוּ לְבָבָ֔ם לֵאלֹהֵ֖י אֲבֹתֵיהֶֽם׃

Ancak yüksek yerler kaldırılmamıştı ve halk henüz atalarının Tanrısı'nı yüreklerine koymamıştı.

34

וְיֶ֨תֶר֙ דִּבְרֵ֣י יְהוֹשָׁפָ֔ט הָרִאשֹׁנִ֖ים וְהָאַחֲרֹנִ֑ים הִנָּ֣ם כְּתוּבִ֗ים בְּדִבְרֵי֙ יֵה֣וּא בֶן־חֲנָ֔נִי אֲשֶׁ֣ר הֹֽעֲלָ֔ה עַל־סֵ֖פֶר מַלְכֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃

Şimdi Yehoşafat'ın işlerinin geri kalanı, ilk işleri de son işleri de, işte, İsrael kralları kitabında yer alan Hanani oğlu Yehu'nun tarihinde yazılıdır.

35

וְאַחֲרֵיכֵ֗ן1 אֶתְחַבַּר֙ יְהוֹשָׁפָ֣ט מֶֽלֶךְ־יְהוּדָ֔ה עִ֖ם אֲחַזְיָ֣ה מֶֽלֶךְ־יִשְׂרָאֵ֑ל ה֖וּא הִרְשִׁ֥יעַ לַעֲשֽׂוֹת׃

Bundan sonra Yahuda Kralı Yehoşafat, çok kötülük eden İsrael Kralı Ahazya ile anlaştı.

36

וַיְחַבְּרֵ֣הוּ עִמּ֔וֹ לַעֲשׂ֥וֹת אֳנִיּ֖וֹת לָלֶ֣כֶת תַּרְשִׁ֑ישׁ וַיַּעֲשׂ֥וּ אֳנִיּ֖וֹת בְּעֶצְי֥וֹן גָּֽבֶר׃

Tarşiş'e gitmek için gemiler yapmak üzere onunla anlaştı. Gemileri Etsyon Gever'de yaptılar.

37

וַיִּתְנַבֵּ֞א אֱלִיעֶ֤זֶר בֶּן־דֹּדָוָ֨הוּ֙ מִמָּ֣רֵשָׁ֔ה עַל־יְהוֹשָׁפָ֖ט לֵאמֹ֑ר כְּהִֽתְחַבֶּרְךָ֣ עִם־אֲחַזְיָ֗הוּ פָּרַ֤ץ יְהוָה֙ אֶֽת־מַעֲשֶׂ֔יךָ וַיִּשָּׁבְר֣וּ אֳנִיּ֔וֹת וְלֹ֥א עָצְר֖וּ לָלֶ֥כֶת אֶל־תַּרְשִֽׁישׁ׃

Mareşahlı Dodavahu oğlu Eliezer, Yehoşafat'a karşı peygamberlik ederek, “Ahazya'yla anlaştığın için, Yahve senin işlerini mahvetti” dedi. Gemiler parçalandı, Tarşiş'e gidemediler.

Dipnotlar

  1. ^ exegesis: A single word in the text has been divided for exegesis.
  2. ^ 20:7: veya tohum
  3. ^ note: We read one or more accents in L differently than BHS. Often this notation indicates a typographical error in BHS.
  4. ^ 20:26: “Beraka” “bereket” anlamına gelir.
  5. ^ exegesis: A single word in the text has been divided for exegesis.