Yeremya 50

1

הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁ֨ר דִּבֶּ֧ר יְהוָ֛ה אֶל־בָּבֶ֖ל אֶל־אֶ֣רֶץ כַּשְׂדִּ֑ים בְּיַ֖ד יִרְמְיָ֥הוּ הַנָּבִֽיא׃

Yahve'nin Babil hakkında, Keldaniler ülkesi hakkında Yeremya Peygamber aracılığıyla söylediği söz.

2

הַגִּ֨ידוּ בַגּוֹיִ֤ם וְהַשְׁמִ֨יעוּ֙ וּֽשְׂאוּ־נֵ֔ס הַשְׁמִ֖יעוּ אַל־תְּכַחֵ֑דוּ אִמְרוּ֩ נִלְכְּדָ֨ה בָבֶ֜ל הֹבִ֥ישׁ בֵּל֙ חַ֣ת מְרֹדָ֔ךְ הֹבִ֣ישׁוּ עֲצַבֶּ֔יהָ חַ֖תּוּ גִּלּוּלֶֽיהָ׃

“Uluslar arasında duyurun, ilan edin, bayrak dikin; ilan edin, gizlemeyin; şöyle deyin, ‘Babil alındı, Bel hayal kırıklığına uğradı, Merodak dehşete düştü! Onun suretleri hayal kırıklığına uğradı. Onun putları dehşete düştü.’

3

כִּ֣י עָלָה֩ עָלֶ֨יהָ גּ֜וֹי מִצָּפ֗וֹן הֽוּא־יָשִׁ֤ית אֶת־אַרְצָהּ֙ לְשַׁמָּ֔ה וְלֹֽא־יִהְיֶ֥ה יוֹשֵׁ֖ב בָּ֑הּ מֵאָדָ֥ם וְעַד־בְּהֵמָ֖ה נָ֥דוּ הָלָֽכוּ׃

Çünkü kuzeyden bir ulus ona karşı çıkıyor, ülkesini ıssız bırakacak, içinde kimse oturmayacak. Kaçtılar. İnsan da hayvan da gittiler.”

4

בַּיָּמִ֨ים הָהֵ֜מָּה וּבָעֵ֤ת הַהִיא֙ נְאֻם־יְהוָ֔ה יָבֹ֧אוּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל הֵ֥מָּה וּבְנֵֽי־יְהוּדָ֖ה יַחְדָּ֑ו הָל֤וֹךְ וּבָכוֹ֙ יֵלֵ֔כוּ וְאֶת־יְהוָ֥ה אֱלֹהֵיהֶ֖ם יְבַקֵּֽשׁוּ׃

“O günlerde ve o zamanda,” diyor Yahve, “İsrael'in çocukları ve Yahuda'nın çocukları birlikte gelecekler; ağlayarak yollarına devam edecekler, ve Tanrıları Yahve'yi arayacaklar.

5

צִיּ֣וֹן יִשְׁאָ֔לוּ דֶּ֖רֶךְ הֵ֣נָּה פְנֵיהֶ֑ם בֹּ֚אוּ וְנִלְו֣וּ אֶל־יְהוָ֔ה בְּרִ֥ית עוֹלָ֖ם לֹ֥א תִשָּׁכֵֽחַ׃ ס

Yüzleri ona dönük olarak Siyon hakkında soracaklar ve, 'Gelin, unutulmayacak ebedi bir antlaşmayla Yahve'yle birleşin' diyecekler.

6

צֹ֤אן אֹֽבְדוֹת֙ היה1 עַמִּ֔י רֹעֵיהֶ֣ם הִתְע֔וּם הָרִ֖ים שובבים2 מֵהַ֤ר אֶל־גִּבְעָה֙ הָלָ֔כוּ שָׁכְח֖וּ רִבְצָֽם׃

Halkım kaybolmuş koyunlar oldu. Çobanları onları saptırdı. Onları dağlarda salıverdiler. Dağdan tepeye gittiler. Kendi dinlenme yerlerini unuttular.

7

כָּל־מוֹצְאֵיהֶ֣ם אֲכָל֔וּם וְצָרֵיהֶ֥ם אָמְר֖וּ לֹ֣א נֶאְשָׁ֑ם תַּ֗חַת אֲשֶׁ֨ר חָטְא֤וּ לַֽיהוָה֙ נְוֵה־צֶ֔דֶק וּמִקְוֵ֥ה אֲבֽוֹתֵיהֶ֖ם יְהוָֽה׃ ס

Bulanların hepsi onları yedi. Düşmanları, 'Biz suçlu değiliz, çünkü onlar Yahve'ye karşı, doğruluk yurduna, atalarının umudu olan Yahve'ye karşı günah işlediler' dediler.”

8

נֻ֚דוּ מִתּ֣וֹךְ בָּבֶ֔ל וּמֵאֶ֥רֶץ כַּשְׂדִּ֖ים יצאו1 וִהְי֕וּ כְּעַתּוּדִ֖ים לִפְנֵי־צֹֽאן׃

“Babil'in içinden kaçın! Keldaniler ülkesinden çıkın, ve sürülerin önündeki tekeler gibi olun.

9

כִּ֣י הִנֵּ֣ה אָנֹכִ֡י מֵעִיר֩ וּמַעֲלֶ֨ה עַל־בָּבֶ֜ל קְהַל־גּוֹיִ֤ם גְּדֹלִים֙ מֵאֶ֣רֶץ צָפ֔וֹן וְעָ֣רְכוּ לָ֔הּ מִשָּׁ֖ם תִּלָּכֵ֑ד חִצָּיו֙ כְּגִבּ֣וֹר מַשְׁכִּ֔יל לֹ֥א יָשׁ֖וּב רֵיקָֽם׃

Çünkü işte, Kuzey ülkesinden büyük uluslardan oluşan bir topluluğu Babil'e karşı kışkırtıp çıkaracağım; ve ona karşı dizilecekler. Oradan alınacak. Okları usta bir yiğidin okları gibi olacak. Hiçbiri boş dönmeyecek.

10

וְהָיְתָ֥ה כַשְׂדִּ֖ים לְשָׁלָ֑ל כָּל־שֹׁלְלֶ֥יהָ יִשְׂבָּ֖עוּ נְאֻם־יְהוָֽה׃

Keldan diyarı av olacak. Onu avlayanların hepsi doyurulacak.” diyor Yahve.

11

כִּ֤י תשמחי1 כִּ֣י תעלזי23 שֹׁסֵ֖י נַחֲלָתִ֑י כִּ֤י תפושי4 כְּעֶגְלָ֣ה דָשָׁ֔ה ותצהלי5 כָּאֲבִּרִֽים׃

“Mademki seviniyorsunuz, mademki sevinçle coşuyorsunuz, ey sizler, mirasımı yağma edenler, mademki harman döven düve gibi sıçrıyorsunuz, ve aygır gibi kişniyorsunuz,

12

בּ֤וֹשָׁה אִמְּכֶם֙ מְאֹ֔ד חָפְרָ֖ה יֽוֹלַדְתְּכֶ֑ם הִנֵּה֙ אַחֲרִ֣ית גּוֹיִ֔ם מִדְבָּ֖ר צִיָּ֥ה וַעֲרָבָֽה׃

Anneniz tümüyle hayal kırıklığına uğrayacak. Sizi doğuran utanacak. İşte, ulusların en küçüğü olacak, çöl, kurak ve ıssız bir diyar olacak.

13

מִקֶּ֤צֶף יְהוָה֙ לֹ֣א תֵשֵׁ֔ב וְהָיְתָ֥ה שְׁמָמָ֖ה כֻּלָּ֑הּ כֹּ֚ל עֹבֵ֣ר עַל־בָּבֶ֔ל יִשֹּׁ֥ם וְיִשְׁרֹ֖ק עַל־כָּל־מַכּוֹתֶֽיהָ׃

Yahve'nin gazabı yüzünden orada kimse oturmayacak, ama tümüyle ıssız olacak. Babil'in yanından geçen herkes şaşacak, ve bütün belalarından dolayı ıslık çalacak.

14

עִרְכ֨וּ עַל־בָּבֶ֤ל ׀ סָבִיב֙ כָּל־דֹּ֣רְכֵי קֶ֔שֶׁת יְד֣וּ אֵלֶ֔יהָ אַֽל־תַּחְמְל֖וּ אֶל־חֵ֑ץ כִּ֥י לַֽיהוָ֖ה חָטָֽאָה׃

Ey siz, bütün yay gerenler, Babil'e karşı her yandan dizilin; ona ok atın. Okları esirgemeyin, çünkü o, Yahve'ye karşı günah işledi.

15

הָרִ֨יעוּ עָלֶ֤יהָ סָבִיב֙ נָתְנָ֣ה יָדָ֔הּ נָֽפְלוּ֙ אשויתיה1 נֶהֶרְס֖וּ חֽוֹמוֹתֶ֑יהָ כִּי֩ נִקְמַ֨ת יְהוָ֥ה הִיא֙ הִנָּ֣קְמוּ בָ֔הּ כַּאֲשֶׁ֥ר עָשְׂתָ֖ה עֲשׂוּ־לָֽהּ׃

Her yanından ona karşı bağırın. Kendini teslim etti. Surları yıkıldı. Duvarları yıkıldı, çünkü bu Yahve'nin öcüdür. Ondan öç alın. O ne yaptıysa ona öyle yapın.

16

כִּרְת֤וּ זוֹרֵ֨עַ֙ מִבָּבֶ֔ל וְתֹפֵ֥שׂ מַגָּ֖ל בְּעֵ֣ת קָצִ֑יר מִפְּנֵי֙ חֶ֣רֶב הַיּוֹנָ֔ה אִ֤ישׁ אֶל־עַמּוֹ֙ יִפְנ֔וּ וְאִ֥ישׁ לְאַרְצ֖וֹ יָנֻֽסוּ׃ ס

Ekin ekeni, ve hasat zamanında orak tutanı Babil'den kesip atın. Zalim kılıcın korkusuyla, her biri kendi halkına dönecek, ve her biri kendi diyarına kaçacak.”

17

שֶׂ֧ה פְזוּרָ֛ה יִשְׂרָאֵ֖ל אֲרָי֣וֹת הִדִּ֑יחוּ הָרִאשׁ֤וֹן אֲכָלוֹ֙ מֶ֣לֶךְ אַשּׁ֔וּר וְזֶ֤ה הָאַחֲרוֹן֙ עִצְּמ֔וֹ נְבוּכַדְרֶאצַּ֖ר מֶ֥לֶךְ בָּבֶֽל׃ ס

“İsrael dağılmış koyundur. Aslanlar onu kaçırttı. Önce Aşur Kralı onu yedi, şimdi de en sonunda Babil Kralı Nebukadnetsar onun kemiklerini kırdı.”

18

לָכֵ֗ן כֹּֽה־אָמַ֞ר יְהוָ֤ה צְבָאוֹת֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל הִנְנִ֥י פֹקֵ֛ד אֶל־מֶ֥לֶךְ בָּבֶ֖ל וְאֶל־אַרְצ֑וֹ כַּאֲשֶׁ֥ר פָּקַ֖דְתִּי אֶל־מֶ֥לֶךְ אַשּֽׁוּר׃

Bu yüzden İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, Babil Kralı'nı ve ülkesini, Aşur Kralı'nı cezalandırdığım gibi cezalandıracağım.

19

וְשֹׁבַבְתִּ֤י אֶת־יִשְׂרָאֵל֙ אֶל־נָוֵ֔הוּ וְרָעָ֥ה הַכַּרְמֶ֖ל וְהַבָּשָׁ֑ן וּבְהַ֥ר אֶפְרַ֛יִם וְהַגִּלְעָ֖ד תִּשְׂבַּ֥ע נַפְשֽׁוֹ׃

İsrael'i tekrar kendi otlağına getireceğim, Karmel ve Başan'da otlayacak. Canı Efraim tepelerinde ve Gilad'da doyacak.

20

בַּיָּמִ֣ים הָהֵם֩ וּבָעֵ֨ת הַהִ֜יא נְאֻם־יְהוָ֗ה יְבֻקַּ֞שׁ אֶת־עֲוֺ֤ן יִשְׂרָאֵל֙ וְאֵינֶ֔נּוּ וְאֶת־חַטֹּ֥את יְהוּדָ֖ה וְלֹ֣א תִמָּצֶ֑אינָה כִּ֥י אֶסְלַ֖ח לַאֲשֶׁ֥ר אַשְׁאִֽיר׃

O günlerde ve o zamanda,” diyor Yahve, “İsrael'in suçları aranacak, ve bulunmayacak, Yahuda'nın günahları da bulunmayacak. Çünkü kalıntı olarak bıraktıklarımı bağışlayacağım.”

21

עַל־הָאָ֤רֶץ מְרָתַ֨יִם֙ עֲלֵ֣ה עָלֶ֔יהָ וְאֶל־יוֹשְׁבֵ֖י פְּק֑וֹד חֲרֹ֨ב וְהַחֲרֵ֤ם אַֽחֲרֵיהֶם֙ נְאֻם־יְהוָ֔ה וַעֲשֵׂ֕ה כְּכֹ֖ל אֲשֶׁ֥ר צִוִּיתִֽיךָ׃ ס

“Merataim ülkesine karşı, ona ve Pekod sakinlerine karşı çık. Öldür ve onları artlarından tamamen yok et,” diyor Yahve, “ve sana buyurduğum her şeye göre yap.

22

ק֥וֹל מִלְחָמָ֖ה בָּאָ֑רֶץ וְשֶׁ֖בֶר גָּדֽוֹל׃

Ülkede savaş sesi, ve büyük yıkım var.

23

אֵ֤יךְ נִגְדַּע֙ וַיִּשָּׁבֵ֔ר פַּטִּ֖ישׁ כָּל־הָאָ֑רֶץ אֵ֣יךְ הָיְתָ֧ה לְשַׁמָּ֛ה בָּבֶ֖ל בַּגּוֹיִֽם׃

Bütün yeryüzünün çekici nasıl parçalanıp kırıldı! Babil uluslar arasında nasıl harap oldu!

24

יָקֹ֨שְׁתִּי לָ֤ךְ וְגַם־נִלְכַּדְתְּ֙ בָּבֶ֔ל וְאַ֖תְּ לֹ֣א יָדָ֑עַתְּ נִמְצֵאת֙ וְגַם־נִתְפַּ֔שְׂתְּ כִּ֥י בַֽיהוָ֖ה הִתְגָּרִֽית׃

Senin için tuzak kurdum, ve sen de farkında olmadan ona tutuldun, ey Babil. Bulundun, ve yakalandın, çünkü Yahve'ye karşı savaştın.

25

פָּתַ֤ח יְהוָה֙ אֶת־א֣וֹצָר֔וֹ וַיּוֹצֵ֖א אֶת־כְּלֵ֣י זַעְמ֑וֹ כִּי־מְלָאכָ֣ה הִ֗יא לַֽאדֹנָ֧י יְהוִ֛ה צְבָא֖וֹת בְּאֶ֥רֶץ כַּשְׂדִּֽים׃

Yahve silahhanesini açtı, ve öfkesinin silahlarını çıkardı; çünkü Ordular Yahvesi'nin, Keldaniler ülkesinde yapacağı işi var.

26

בֹּֽאוּ־לָ֤הּ מִקֵּץ֙ פִּתְח֣וּ מַאֲבֻסֶ֔יהָ סָלּ֥וּהָ כְמוֹ־עֲרֵמִ֖ים וְהַחֲרִימ֑וּהָ אַל־תְּהִי־לָ֖הּ שְׁאֵרִֽית׃

En uzak sınırdan ona karşı gelin. Ambarlarını açın. Onu kümeler halinde yığın. Onu tümüyle yok edin. Ondan hiçbir şey kalmasın.

27

חִרְבוּ֙ כָּל־פָּרֶ֔יהָ יֵרְד֖וּ לַטָּ֑בַח ה֣וֹי עֲלֵיהֶ֔ם כִּֽי־בָ֥א יוֹמָ֖ם עֵ֥ת פְּקֻדָּתָֽם׃ ס

Bütün boğalarını öldürün. Kesime insinler. Vay başlarına! Çünkü onların günü, onların ziyaret zamanı geldi.

28

ק֥וֹל נָסִ֛ים וּפְלֵטִ֖ים מֵאֶ֣רֶץ בָּבֶ֑ל לְהַגִּ֣יד בְּצִיּ֗וֹן אֶת־נִקְמַת֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֔ינוּ נִקְמַ֖ת הֵיכָלֽוֹ׃

Tanrımız Yahve'nin öcünü, tapınağının öcünü Siyon'da ilan etmek için, Babil diyarından kaçıp kurtulanları dinleyin.”

29

הַשְׁמִ֣יעוּ אֶל־בָּבֶ֣ל ׀ רַ֠בִּים כָּל־דֹּ֨רְכֵי קֶ֜שֶׁת חֲנ֧וּ עָלֶ֣יהָ סָבִ֗יב אַל־יְהִי־12 פְּלֵטָ֔ה שַׁלְּמוּ־לָ֣הּ כְּפָעֳלָ֔הּ כְּכֹ֛ל אֲשֶׁ֥ר עָשְׂתָ֖ה עֲשׂוּ־לָ֑הּ כִּ֧י אֶל־יְהוָ֛ה זָ֖דָה אֶל־קְד֥וֹשׁ יִשְׂרָאֵֽל׃

“Okçuları, yay gerenlerin hepsini Babil'e karşı toplayın. Ona karşı çepeçevre ordugâh kurun. Hiçbiri ondan kaçıp kurtulmasın. Ona yaptığı işe göre ödeyin. Yaptığı her şeye göre ona aynısını yapın; çünkü Yahve'ye, İsrael'in Kutsal Olanı'na karşı gururlandı.

30

לָכֵ֛ן יִפְּל֥וּ בַחוּרֶ֖יהָ בִּרְחֹבֹתֶ֑יהָ וְכָל־אַנְשֵׁ֨י מִלְחַמְתָּ֥הּ יִדַּ֛מּוּ בַּיּ֥וֹם הַה֖וּא נְאֻם־יְהוָֽה׃ ס

Bu yüzden gençleri sokaklarında düşecek. Onun bütün savaşçıları o gün susturalacak.” diyor Yahve.

31

הִנְנִ֤י אֵלֶ֨יךָ֙ זָד֔וֹן נְאֻם־אֲדֹנָ֥י יְהוִ֖ה צְבָא֑וֹת כִּ֛י בָּ֥א יוֹמְךָ֖ עֵ֥ת פְּקַדְתִּֽיךָ׃

“İşte, ey sen kibirli olan, ben sana karşıyım,” diyor Efendi Ordular Yahvesi; “çünkü senin günün, seni ziyaret edeceğim zaman geldi.

32

וְכָשַׁ֤ל זָדוֹן֙ וְנָפַ֔ל וְאֵ֥ין ל֖וֹ מֵקִ֑ים וְהִצַּ֤תִּי אֵשׁ֙ בְּעָרָ֔יו וְאָכְלָ֖ה כָּל־סְבִיבֹתָֽיו׃ ס

Gururlu kişi tökezleyip düşecek, ve onu kimse kaldıramayacak. Onun kentlerinde ateş tutuşturacağım, ve çevresinde olanların hepsini yiyip bitirecek.”

33

כֹּ֤ה אָמַר֙ יְהוָ֣ה צְבָא֔וֹת עֲשׁוּקִ֛ים בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֥ל וּבְנֵי־יְהוּדָ֖ה יַחְדָּ֑ו וְכָל־שֹֽׁבֵיהֶם֙ הֶחֱזִ֣יקוּ בָ֔ם מֵאֲנ֖וּ שַׁלְּחָֽם׃

Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İsrael'in çocukları ve Yahuda'nın çocukları birlikte eziliyor. Onları sürgün edenlerin hepsi onları sıkı tutuyor, salıvermeyi reddediyorlar.

34

גֹּאֲלָ֣ם ׀ חָזָ֗ק יְהוָ֤ה צְבָאוֹת֙ שְׁמ֔וֹ רִ֥יב יָרִ֖יב אֶת־רִיבָ֑ם לְמַ֨עַן֙ הִרְגִּ֣יעַ אֶת־הָאָ֔רֶץ וְהִרְגִּ֖יז לְיֹשְׁבֵ֥י בָבֶֽל׃

Onların Kurtarıcısı güçlüdür. Adı Ordular Yahvesi'dir. Babil'in sakinlerine rahatsızlık verip yeryüzüne rahat vermek için onların davasını tümüyle görecektir.”

35

חֶ֥רֶב עַל־כַּשְׂדִּ֖ים נְאֻם־יְהוָ֑ה וְאֶל־יֹשְׁבֵ֣י בָבֶ֔ל וְאֶל־שָׂרֶ֖יהָ וְאֶל־חֲכָמֶֽיהָ׃

Yahve, “Keldaniler'in üzerine, Babil sakinlerinin üzerine, onun beylerinin üzerine, ve onun bilge adamlarının üzerine kılıç” diyor.

36

חֶ֥רֶב אֶל־הַבַּדִּ֖ים וְנֹאָ֑לוּ חֶ֥רֶב אֶל־גִּבּוֹרֶ֖יהָ וָחָֽתּוּ׃

“Övünenlerin üzerine kılıç, ve onlar akılsız olacaklar. Yiğitlerin üzerine kılıç, Ve dehşete kapılacaklar.

37

חֶ֜רֶב אֶל־סוּסָ֣יו וְאֶל־רִכְבּ֗וֹ וְאֶל־כָּל־הָעֶ֛רֶב אֲשֶׁ֥ר בְּתוֹכָ֖הּ וְהָי֣וּ לְנָשִׁ֑ים חֶ֥רֶב אֶל־אוֹצְרֹתֶ֖יהָ וּבֻזָּֽזוּ׃

Atları üzerine, savaş arabaları üzerine, ve içinde olan bütün karışık halk üzerine kılıç; ve onlar kadın gibi olacaklar. Hazineleri üzerine kılıç, ve onlar soyulacaklar.

38

חֹ֥רֶב אֶל־מֵימֶ֖יהָ וְיָבֵ֑שׁוּ כִּ֣י אֶ֤רֶץ פְּסִלִים֙ הִ֔יא וּבָאֵימִ֖ים יִתְהֹלָֽלוּ׃

Suları üzerine kuraklık, ve onlar kuruyacaklar; çünkü orası oyma suretler ülkesidir, ve putları yüzünden çıldırdılar.

39

לָכֵ֗ן יֵשְׁב֤וּ צִיִּים֙ אֶת־אִיִּ֔ים וְיָ֥שְׁבוּ בָ֖הּ בְּנ֣וֹת יַֽעֲנָ֑ה וְלֹֽא־תֵשֵׁ֥ב עוֹד֙ לָנֶ֔צַח וְלֹ֥א תִשְׁכּ֖וֹן עַד־דּ֥וֹר וָדֽוֹר׃

Bu yüzden çölün vahşi hayvanları Kurtlarla birlikte orada oturacak. Deve kuşları orada oturacak. Artık sonsuza dek orada oturulmayacak, ve kuşaktan kuşağa içinde yaşanmayacak.

40

כְּמַהְפֵּכַ֨ת אֱלֹהִ֜ים אֶת־סְדֹ֧ם וְאֶת־עֲמֹרָ֛ה וְאֶת־שְׁכֵנֶ֖יהָ נְאֻם־יְהוָ֑ה לֹֽא־יֵשֵׁ֥ב שָׁם֙ אִ֔ישׁ וְלֹֽא־יָג֥וּר בָּ֖הּ בֶּן־אָדָֽם׃

Tanrı Sodom ve Gomora'yı ve komşu kentlerini devirdiği zaman olduğu gibi,” diyor Yahve, “orada hiç kimse oturmayacak, hiçbir insanoğlu orada yaşamayacak.”

41

הִנֵּ֛ה עַ֥ם בָּ֖א מִצָּפ֑וֹן וְג֤וֹי גָּדוֹל֙ וּמְלָכִ֣ים רַבִּ֔ים יֵעֹ֖רוּ מִיַּרְכְּתֵי־אָֽרֶץ׃

“İşte, kuzeyden bir halk geliyor. Yeryüzünün uçlarından büyük bir ulus ve birçok kral harekete geçirilecek.

42

קֶ֣שֶׁת וְכִידֹ֞ן יַחֲזִ֗יקוּ אַכְזָרִ֥י הֵ֨מָּה֙ וְלֹ֣א יְרַחֵ֔מוּ קוֹלָם֙ כַּיָּ֣ם יֶהֱמֶ֔ה וְעַל־סוּסִ֖ים יִרְכָּ֑בוּ עָר֗וּךְ כְּאִישׁ֙ לַמִּלְחָמָ֔ה עָלַ֖יִךְ בַּת־בָּבֶֽל׃

Yay ve mızrak alıyorlar. Zalimdirler ve merhametleri yoktur. Sesleri deniz gibi kükrüyor. Atlara binmişler, her biri sana karşı dizilmiş, bir savaşçı gibi, ey Babil kızı.

43

שָׁמַ֧ע מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֛ל אֶת־שִׁמְעָ֖ם וְרָפ֣וּ יָדָ֑יו צָרָה֙ הֶחֱזִיקַ֔תְהוּ חִ֖יל כַּיּוֹלֵדָֽה׃

Babil Kralı onların haberini duydu, ve elleri güçsüzleşti. Onu sıkıntı, doğuran kadın gibi ağrılar tuttu.

44

הִ֠נֵּה כְּאַרְיֵ֞ה יַעֲלֶ֨ה מִגְּא֣וֹן הַיַּרְדֵּן֮ אֶל־נְוֵ֣ה אֵיתָן֒ כִּֽי־אַרְגִּ֤עָה ארוצם1 מֵֽעָלֶ֔יהָ וּמִ֥י בָח֖וּר אֵלֶ֣יהָ אֶפְקֹ֑ד כִּ֣י מִ֤י כָמ֨וֹנִי֙ וּמִ֣י יוֹעִדֶ֔נִּי וּמִֽי־זֶ֣ה רֹעֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר יַעֲמֹ֖ד לְפָנָֽי׃

İşte, düşman Yarden çalılıklarından aslan gibi güçlü yurda karşı çıkacak; çünkü onları oradan ansızın kaçıracağım. Kim seçilirse, onu onun üzerine koyacağım, Çünkü benim gibi olan kimdir? Bana zaman tayin edecek olan kimdir? Önümde durabilecek çoban kimdir?”

45

לָכֵ֞ן שִׁמְע֣וּ עֲצַת־יְהוָ֗ה אֲשֶׁ֤ר יָעַץ֙ אֶל־בָּבֶ֔ל וּמַ֨חְשְׁבוֹתָ֔יו אֲשֶׁ֥ר חָשַׁ֖ב אֶל־אֶ֣רֶץ כַּשְׂדִּ֑ים אִם־לֹ֤א יִסְחָבוּם֙ צְעִירֵ֣י הַצֹּ֔אן אִם־לֹ֥א יַשִּׁ֛ים עֲלֵיהֶ֖ם נָוֶֽה׃

Bu yüzden, Babil'e karşı aldığı kararı, ve Keldaniler ülkesine karşı düşündüğü tasarıyı işitin: Elbette onları, sürünün küçüklerini sürükleyip götürecekler. Elbette onların yurdunu üzerlerine yıkacaklar.

46

מִקּוֹל֙ נִתְפְּשָׂ֣ה בָבֶ֔ל נִרְעֲשָׁ֖ה הָאָ֑רֶץ וּזְעָקָ֖ה בַּגּוֹיִ֥ם נִשְׁמָֽע׃ ס

Babil'in alınmasının gürültüsünden yeryüzü titriyor. Uluslar arasında feryat duyuluyor.

Dipnotlar

  1. ^ qere: הָי֣וּ
  2. ^ qere: שֽׁוֹבְב֑וּם
  3. ^ qere: צֵ֑אוּ
  4. ^ qere: תִשְׂמְחוּ֙
  5. ^ qere: תַֽעֲלְז֔וּ
  6. ^ note: BHS has been faithful to the Leningrad Codex where there might be a question of the validity of the form and we keep the same form as BHS.
  7. ^ qere: תָפ֨וּשׁוּ֙
  8. ^ qere: וְתִצְהֲל֖וּ
  9. ^ qere: אָשְׁיוֹתֶ֔יהָ
  10. ^ qere: לָהּ֙
  11. ^ note: Adaptations to a Qere which L and BHS, by their design, do not indicate.
  12. ^ qere: אֲרִיצֵם֙