שִׁ֗יר הַֽמַּ֫עֲל֥וֹת1 בְּשׁ֣וּב יְ֭הוָה אֶת־שִׁיבַ֣ת צִיּ֑וֹן הָ֝יִ֗ינוּ כְּחֹלְמִֽים׃
Yahve Siyon'a dönenleri geri getirdiğinde, düş görenler gibiydik.
שִׁ֗יר הַֽמַּ֫עֲל֥וֹת1 בְּשׁ֣וּב יְ֭הוָה אֶת־שִׁיבַ֣ת צִיּ֑וֹן הָ֝יִ֗ינוּ כְּחֹלְמִֽים׃
Yahve Siyon'a dönenleri geri getirdiğinde, düş görenler gibiydik.
אָ֤ז יִמָּלֵ֪א שְׂח֡וֹק פִּינוּ֮ וּלְשׁוֹנֵ֪נוּ רִ֫נָּ֥ה אָ֭ז יֹאמְר֣וּ בַגּוֹיִ֑ם הִגְדִּ֥יל יְ֝הוָ֗ה לַעֲשׂ֥וֹת עִם־אֵֽלֶּה׃
O zaman ağzımız kahkahalarla, dilimiz ezgiyle doldu. O zaman uluslar arasında şöyle dediler: “Yahve onlar için büyük şeyler yaptı.”
הִגְדִּ֣יל יְ֭הוָה לַעֲשׂ֥וֹת עִמָּ֗נוּ הָיִ֥ינוּ שְׂמֵחִֽים׃
Yahve bizim için büyük şeyler yaptı, bunun için sevinçliyiz.
שׁוּבָ֣ה יְ֭הוָה אֶת־שבותנו1 כַּאֲפִיקִ֥ים בַּנֶּֽגֶב׃
Eski bolluk günlerimize geri döndür, ey Yahve, Negev'deki dereler gibi.
הַזֹּרְעִ֥ים בְּדִמְעָ֗ה בְּרִנָּ֥ה יִקְצֹֽרוּ׃
Gözyaşları içinde ekenler, sevinçle biçecekler.
הָ֘ל֤וֹךְ יֵלֵ֨ךְ ׀ וּבָכֹה֮ נֹשֵׂ֪א מֶֽשֶׁךְ־הַ֫זָּ֥רַע בֹּֽ֬א־יָב֥וֹא1 בְרִנָּ֑ה נֹ֝שֵׂ֗א אֲלֻמֹּתָֽיו׃
Ağlayarak ekilecek tohumu taşıyıp dışarı çıkan, elbette sevinçle demetleri taşıyarak geri gelecektir.