לַמְנַצֵּ֬חַ לִבְנֵי־קֹ֬רַח מַשְׂכִּֽיל׃
Kulaklarımızla duyduk, ey Tanrı, atalarımız onların günlerinde, eski günlerde, yaptığın işi bize anlattı.
לַמְנַצֵּ֬חַ לִבְנֵי־קֹ֬רַח מַשְׂכִּֽיל׃
Kulaklarımızla duyduk, ey Tanrı, atalarımız onların günlerinde, eski günlerde, yaptığın işi bize anlattı.
1אֱלֹהִ֤ים ׀ בְּאָזְנֵ֬ינוּ שָׁמַ֗עְנוּ אֲבוֹתֵ֥ינוּ סִפְּרוּ־לָ֑נוּ פֹּ֥עַל פָּעַ֥לְתָּ בִֽ֝ימֵיהֶ֗ם בִּ֣ימֵי קֶֽדֶם׃
Ulusları elinle kovdun, ama onları diktin. Halkları kırdın, ama onları yaydın.
1אַתָּ֤ה ׀ יָדְךָ֡ גּוֹיִ֣ם ה֭וֹרַשְׁתָּ וַתִּטָּעֵ֑ם תָּרַ֥ע לְ֝אֻמִּ֗ים וַֽתְּשַׁלְּחֵֽם׃
Çünkü ülkeyi kendi kılıçlarıyla mülk edinmediler, onları kurtaran kendi kolları da değildi. Ancak senin sağ elin, kolun ve yüzünün ışığıydı. Çünkü sen onları kayırdın.
1כִּ֤י לֹ֪א בְחַרְבָּ֡ם יָ֥רְשׁוּ אָ֗רֶץ וּזְרוֹעָם֮ לֹא־הוֹשִׁ֪יעָ֫ה לָּ֥מוֹ כִּֽי־יְמִֽינְךָ֣ וּ֭זְרוֹעֲךָ וְא֥וֹר פָּנֶ֗יךָ כִּ֣י רְצִיתָֽם׃
Ey Tanrı, sensin benim Kralım. Yakov için zaferleri buyur!
1אַתָּה־ה֣וּא מַלְכִּ֣י אֱלֹהִ֑ים צַ֝וֵּ֗ה יְשׁוּע֥וֹת יַעֲקֹֽב׃
Senin sayende düşmanlarımızı devireceğiz. Bize karşı ayaklananları senin adınla ezeceğiz.
1בְּ֭ךָ צָרֵ֣ינוּ נְנַגֵּ֑חַ בְּ֝שִׁמְךָ֗ נָב֥וּס קָמֵֽינוּ׃
Çünkü ben yayıma güvenmem, kılıcım da beni kurtarmaz.
1כִּ֤י לֹ֣א בְקַשְׁתִּ֣י אֶבְטָ֑ח וְ֝חַרְבִּ֗י לֹ֣א תוֹשִׁיעֵֽנִי׃
Ama sensin bizi düşmanlarımızdan kurtaran, bizden nefret edenleri utandıran.
1כִּ֣י ה֭וֹשַׁעְתָּנוּ מִצָּרֵ֑ינוּ וּמְשַׂנְאֵ֥ינוּ הֱבִישֽׁוֹתָ׃
Bütün gün Tanrı'yla övünürüz. Adına daima şükrederiz. Selah.
1בֵּֽ֭אלֹהִים הִלַּלְ֣נוּ2 כָל־הַיּ֑וֹם וְשִׁמְךָ֓ ׀ לְעוֹלָ֖ם נוֹדֶ֣ה סֶֽלָה׃
Ama şimdi sen bizi reddettin ve bizi utandırdın, ordularımızla yola çıkmıyorsun.
1אַף־זָ֭נַחְתָּ וַתַּכְלִימֵ֑נוּ וְלֹא־תֵ֝צֵ֗א בְּצִבְאוֹתֵֽינוּ׃
Bizi düşmanın önünde geri döndürüyorsun. Bizden nefret edenler kendileri için yağma topluyorlar.
1תְּשִׁיבֵ֣נוּ אָ֭חוֹר מִנִּי־צָ֑ר וּ֝מְשַׂנְאֵ֗ינוּ שָׁ֣סוּ לָֽמוֹ׃
Bizi yenilecek koyun gibi ettin, bizi ulusların arasına dağıttın.
1תִּ֭תְּנֵנוּ כְּצֹ֣אן מַאֲכָ֑ל וּ֝בַגּוֹיִ֗ם זֵרִיתָֽנוּ׃
Halkını bedavaya sattın, satışından da hiçbir şey kazanmadın.
1תִּמְכֹּֽר־עַמְּךָ֥ בְלֹא־ה֑וֹן וְלֹ֥א־רִ֝בִּ֗יתָ בִּמְחִירֵיהֶֽם׃
Bizi komşularımıza yüzkarası, çevremizdekiler için eğlence ve alay konusu ettin.
1תְּשִׂימֵ֣נוּ חֶ֭רְפָּה לִשְׁכֵנֵ֑ינוּ לַ֥עַג וָ֝קֶ֗לֶס לִסְבִיבוֹתֵֽינוּ׃
Halklar arasında baş sallansın diye, bizi ulusların diline düşürdün.
1תְּשִׂימֵ֣נוּ מָ֭שָׁל בַּגּוֹיִ֑ם מְנֽוֹד־רֹ֝֗אשׁ בַּל־אֻמִּֽים׃
Rezilliğim gün boyu gözümün önünde, utanç yüzümü kaplıyor,
1כָּל־הַ֭יּוֹם כְּלִמָּתִ֣י נֶגְדִּ֑י וּבֹ֖שֶׁת פָּנַ֣י כִּסָּֽתְנִי׃
hakaret ve sövgüde bulunanın alayıyla, düşmanın ve intikamcının yüzünden.
1מִ֭קּוֹל מְחָרֵ֣ף וּמְגַדֵּ֑ף מִפְּנֵ֥י א֝וֹיֵ֗ב וּמִתְנַקֵּֽם׃
Bütün bunlar başımıza geldi, yine de seni unutmadık. Antlaşmana ihanet etmedik.
1כָּל־זֹ֣את בָּ֭אַתְנוּ וְלֹ֣א שְׁכַחֲנ֑וּךָ וְלֹֽא־שִׁ֝קַּ֗רְנוּ בִּבְרִיתֶֽךָ׃
Yüreğimiz geriye dönmedi, adımlarımız da senin yolundan sapmadı,
1לֹא־נָס֣וֹג אָח֣וֹר לִבֵּ֑נוּ וַתֵּ֥ט אֲשֻׁרֵ֗ינוּ מִנִּ֥י אָרְחֶֽךָ׃
oysa sen bizi çakalların yerinde ezdin, üstümüzü ölümün gölgesiyle örttün.
1כִּ֣י דִ֭כִּיתָנוּ בִּמְק֣וֹם תַּנִּ֑ים וַתְּכַ֖ס עָלֵ֣ינוּ בְצַלְמָֽוֶת׃
Eğer Tanrımız'ın adını unuttuysak, ya da ellerimizi yabancı bir ilâha uzattıysak,
1אִם־שָׁ֭כַחְנוּ שֵׁ֣ם אֱלֹהֵ֑ינוּ וַנִּפְרֹ֥שׂ כַּ֝פֵּ֗ינוּ לְאֵ֣ל זָֽר׃
Tanrı bunu araştırmaz mıydı? Çünkü O, yürekteki gizleri bilir.
1הֲלֹ֣א אֱ֭לֹהִים יַֽחֲקָר־זֹ֑את כִּֽי־ה֥וּא יֹ֝דֵ֗עַ תַּעֲלֻמ֥וֹת לֵֽב׃
Evet, senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz. Kasaplık koyunlar gibi görülüyoruz.
1כִּֽי־עָ֭לֶיךָ הֹרַ֣גְנוּ כָל־הַיּ֑וֹם נֶ֝חְשַׁ֗בְנוּ כְּצֹ֣אן טִבְחָֽה׃
Uyan! Neden uyuyorsun ey Efendim?1 Kalk! Bizi sonsuza dek reddetme.
1ע֤וּרָה ׀ לָ֖מָּה תִישַׁ֥ן ׀ אֲדֹנָ֑י הָ֝קִ֗יצָה אַל־תִּזְנַ֥ח לָנֶֽצַח׃
Neden yüzünü gizliyorsun? Çektiğimiz acıyı, üzerimizdeki baskıyı unutacak mısın?
1לָֽמָּה־פָנֶ֥יךָ תַסְתִּ֑יר תִּשְׁכַּ֖ח עָנְיֵ֣נוּ וְֽלַחֲצֵֽנוּ׃
Çünkü canımız toprağa kadar eğildi. Bedenimiz toprağa yapıştı.
1כִּ֤י שָׁ֣חָה לֶעָפָ֣ר נַפְשֵׁ֑נוּ דָּבְקָ֖ה לָאָ֣רֶץ בִּטְנֵֽנוּ׃
Kalk, yardım et bize. Sevgi dolu iyiliğin uğruna bizi kurtar.
1ק֭וּמָֽה עֶזְרָ֣תָה לָּ֑נוּ וּ֝פְדֵ֗נוּ לְמַ֣עַן חַסְדֶּֽךָ׃