לַמְנַצֵּ֥חַ עַֽל־מָחֲלַ֗ת מַשְׂכִּ֥יל לְדָוִֽד׃
Akılsız, yüreğinde “Tanrı yoktur” dedi. Yozlaştılar ve iğrenç şeyler yaptılar. İyilik eden kimse yok.
לַמְנַצֵּ֥חַ עַֽל־מָחֲלַ֗ת מַשְׂכִּ֥יל לְדָוִֽד׃
Akılsız, yüreğinde “Tanrı yoktur” dedi. Yozlaştılar ve iğrenç şeyler yaptılar. İyilik eden kimse yok.
1אָ֘מַ֤ר נָבָ֣ל בְּ֭לִבּוֹ אֵ֣ין אֱלֹהִ֑ים הִֽ֝שְׁחִ֗יתוּ וְהִֽתְעִ֥יבוּ עָ֝֗וֶל אֵ֣ין עֹֽשֵׂה־טֽוֹב׃
Anlayan, Tanrı’yı arayan birinin olup olmadığını görmek için, Tanrı gökten insanoğullarına baktı.
1אֱֽלֹהִ֗ים מִשָּׁמַיִם֮ הִשְׁקִ֪יף עַֽל־בְּנֵ֫י אָדָ֥ם לִ֭רְאוֹת הֲיֵ֣שׁ מַשְׂכִּ֑יל דֹּ֝רֵ֗שׁ אֶת־אֱלֹהִֽים׃
Hepsi geri döndü. Birlikte kirlendiler. İyilik eden kimse yok, bir kişi bile.
1כֻּלּ֥וֹ סָג֮ יַחְדָּ֪ו נֶ֫אֱלָ֥חוּ אֵ֤ין עֹֽשֵׂה־ט֑וֹב אֵ֝֗ין גַּם־אֶחָֽד׃
Kötülük edenlerin bilgisi yok mu? Halkımı ekmek yer gibi yiyor, Tanrı'yı çağırmıyorlar.
1הֲלֹ֥א יָדְעוּ֮ פֹּ֤עֲלֵ֫י אָ֥וֶן אֹכְלֵ֣י עַ֭מִּי אָ֣כְלוּ לֶ֑חֶם אֱ֝לֹהִ֗ים לֹ֣א קָרָֽאוּ׃
Korkunun olmadığı yerde çok korktular. Çünkü Tanrı sana karşı ordugâh kuranın kemiklerini dağıttı. Onları utandırdın, çünkü Tanrı onları reddetti.
1שָׁ֤ם ׀ פָּֽחֲדוּ־פַחַד֮ לֹא־הָ֪יָה֫ פָ֥חַד כִּֽי־אֱלֹהִ֗ים פִּ֭זַּר עַצְמ֣וֹת חֹנָ֑ךְ הֱ֝בִשֹׁ֗תָה כִּֽי־אֱלֹהִ֥ים מְאָסָֽם׃
Keşke İsrael'in kurtuluşu Siyon'dan gelseydi! Tanrı, halkını sürgünden geri getirince, Yakov sevinecek, İsrael coşacak.
1מִ֥י יִתֵּ֣ן מִצִּיּוֹן֮ יְשֻׁע֪וֹת יִשְׂרָ֫אֵ֥ל בְּשׁ֣וּב אֱ֭לֹהִים שְׁב֣וּת עַמּ֑וֹ יָגֵ֥ל יַ֝עֲקֹ֗ב יִשְׂמַ֥ח יִשְׂרָאֵֽל׃